widgets
   
  AYDOGDU KÖYÜM
  Nurettin AYDOĞDU
 

Aydoğdu'da Hıdırellez Şenliği

 

 
2009-06-04  
Yenişehir'e bağlı Aydoğdu Köyü’nde düzenlenen Hıdırellez şenliği yoğun bir katılım ile gerçekleşti.
 

 
Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Şenliklere, Yenişehir Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil, AK Parti İlçe Başkanı Nazif Tuna ve parti yöneticileri de katıldı. 
 İlki 2000 yılında düzenlenen geleneksel Aydoğdu Köyü Hıdırellez şenliği bu yıl da coşkuyla kutlandı. Şehir dışında yaşayan Aydoğdulular’ın da ilgi gösterdiği şenliğe civar köylerden de katılım oldu.
Mevlit okunmasının ardından köyün kurucusu Cerrah Mehmet’in torunlarından olan Nurettin Aydoğdu katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı.
Şehirde yaşamanın zorluklarına değinen Nurettin Aydoğdu, köyün değerini anlayan insanların geri dönmeye başladığını söyledi. Konuşmasında köyün tarihini anlatan ve köyle ilgili bazı bilgiler veren Aydoğdu, köyle ilgili çeşitli etkinlikleri gerçekleştirmek ve dayanışmayı sağlamak amacıyla bir dernek kurulmasını teklif etti. Şenlik bitiminde köy konağında toplanan köylüler dernek kurulumunu görüştüler.
Mevlit okunmasının ardından köyün kurucusu Cerrah Mehmet’in torunlarından olan Nurettin Aydoğdu katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı.
Şehirde yaşamanın zorluklarına değinen Nurettin Aydoğdu, köyün değerini anlayan insanların geri dönmeye başladığını söyledi. Konuşmasında köyün tarihini anlatan ve köyle ilgili bazı bilgiler veren Aydoğdu, köyle ilgili çeşitli etkinlikleri gerçekleştirmek ve dayanışmayı sağlamak amacıyla bir dernek kurulmasını teklif etti. Şenlik bitiminde köy konağında toplanan köylüler dernek kurulumunu görüştüler.
Mevlit okunmasının ardından köyün kurucusu Cerrah Mehmet’in torunlarından olan Nurettin Aydoğdu katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı.
Şehirde yaşamanın zorluklarına değinen Nurettin Aydoğdu, köyün değerini anlayan insanların geri dönmeye başladığını söyledi. Konuşmasında köyün tarihini anlatan ve köyle ilgili bazı bilgiler veren Aydoğdu, köyle ilgili çeşitli etkinlikleri gerçekleştirmek ve dayanışmayı sağlamak amacıyla bir dernek kurulmasını teklif etti. Şenlik bitiminde köy konağında toplanan köylüler dernek kurulumunu görüştüler. 

 www.yenisehir.com da yayınlanan   röportajım,
24.07.2008 günü yayınlanmaya başladı.
Röportaj: Nurettin Aydoğdu

 

 
2008-07-24  
Nurettin Aydoğdu 53 yaşında ve Kimya Mühendisi. O, bir Aydoğdu Köyü aşığı...
 
'Şehir Dışındaki Hemşehrilerimiz' bölümümüzün konuğu Nurettin Aydoğdu. Kendisi 53 yaşında ve Kimya Mühendisi. Şu anda Eskişehir’de yaşıyor ve bir fabrikanın müdürlüğünü yapıyor. O, bir Aydoğdu Köyü aşığı. Büyük dedesi köyün kurucularından. Kendisiyle keyifli bir söyleşi yaptık. Her fırsatta köyüne olan özlemini dile getirdi. Kimi zaman çocukluk anılarını anımsadı, kimi zaman Yenişehir’in temel sorunları üzerinde bir idareci gözüyle tespitlerde bulundu.

İşte Röportajımız;

TAYFUN SIRMAN
-Sayın Nurettin Aydoğdu öncelikle kendinizi tanıtmanızı istiyoruz. Nurettin Aydoğdu kimdir bizlere anlatır mısınız?

1955 Aydoğdu Köyü doğumluyum, Aydoğdu Köyü’nün kurucusunun torununun torunuyum. Doğumumdan 6 ay sonra babam Bedrettin Aydoğdu’nun, polis memuru olup Nevşehir’e tayininin çıkmasından sonra köyden ayrılıp Nevşehir’e yerleştik. İlk orta ve lise eğitimlerimi parçalı olarak farklı il ve ilçelerde okudum.

Daha lise yıllarında, sınıf arkadaşımın kız kardeşi Selmin Hanım ile tanıştık. Yıllarca devam eden arkadaşlığımız sonrası 21 Kasım 1981 de evlendik.

Gazi Üniversitesi mezunu iki kızım var. 2001 yılında emekli olmama rağmen aktif çalışmaya devem ediyorum. Eskişehir’de ikamet ediyorum.

TAYFUN SIRMAN
-Hangi okullarda okudunuz?

İlk okula Nevşehir’de direk 2. sınıftan başladım ve ilkokul 5’e geçtiğimde babamın tayini nedeniyle Urfa Birecik’e yerleştik. İlkokulu burada bitirdim. Orta okul 3. sınıfı ise Bilecik ili Pazaryeri ilçesinde okuyup, liseyi Bilecik Ertuğrulgaz Lisesi’nde tamamladım.

1973 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Aydoğdu’da yüksek öğrenim gören ilk kişi de benim.

TAYFUN SIRMAN
-Aydoğdu köyünden olduğunuzu biliyoruz, peki nasıl bir çocukluk yaşadınız?

Aydoğdu doğumlu olup ve Aydoğdu’da yaşamayan ancak, yaşayanlardan daha fazla köyünü seven birisiyim. 1960-1970’li yıllarda yaz tatili gelsin diye can atardım. Gurbet kavramı vardı. İletişim son derece zordu. Telefonlar santral bağlantılıydı ve sadece resmi dairelerde vardı. Uzun ve yorucu yolculuklar sonrası önce Yenişehir’e gelirdik.

Amcam Şerafettin Aydoğdu ilk okul öğretmeniydi,, öğretmen okulunu bitirmiş ve Yenişehir’de öğretmenlik yapmıştı. 1965’te vefat etti. Onun evine gelir ve bir iki gün misafir kalırdık. Ama ben amcamın evinden kimseye haber vermeden ayrılır ve Yenişehir-Bilecik karayolu kıyısındaki mezarlık yanındaki yoldan koşa koşa Aydoğdu’ya gelirdim. Çelebiköy altına yaklaşınca çok korkardım.

O yıllarda hayvancılık da fazlaydı, koyun sürülerinin bekçiliğini yapan köpekler saldırırdı. Ailem bir iki gün sonra Willys model bir cip ile toz içinde köye gelirlerdi.

Köyün kurucusunun torunu olan Kara Hafız lakaplı dedemin sağ olduğu yıllarda “Dede” sevgisini tattım. Okuyan bir torunu olduğu için gurur duyardı. O yıllarda köyde okuyana ilgi fazlaydı, dedemin ve amcalarımın arkadaşları bana garip gelen sorular sorarladı, örneğin “15 kile ekinimi 300 paradan satarsam kaç liram olur” gibi. Ben de yanıtlayamazdım.

Kısa pantolonlarıma ise “baban galiba fakir baksana pantalonun da yarım” derlerdi.

Bazen köyün yakın bölgesine büyükbaş hayvanları otlatmaya götürürdüm, bir keresinde ağaç gölgesinde uyuya kalmışım. Uyandığımda hayvanlar yoktu. Hava karardı eve de gidemedim korkumdan. Beni buldular, herkes telaş içinde, meğerse akşam hayvanlar kendiliğinden köye giderek ahıra girmişler…

Su boldu o zamanlar, köy yakınındaki çeşmelerin önündeki hayvanların su içmesi için yapılan yalaklarda yıkanırdık arkadaşlarla… Dizine bile gelmeyen suya atlardık, gögüslerimiz çizilirdi..

Ekşi erik yemeğe bayılırdım. Domates, biber ve soğan kavrulur sonra da ekşi “deli” erik ilave edilir kaynatılırdı. Yanında da saç üzeri sıcak bir kolaç varsa dayanılmaz bir tat alırdık. Harman zamanı döven üzerinde dönmek, dut, armut ağaçlarına çıkmak, arkadaşlarla hayvan gütmek..

Aydoğdu’da okulun arka tarafında çukurda “Kavaklık” denen bir mevki vardı. Çok büyük ve yaşlı bir sürü kavak ağacı vardı, ağaçların alt kısmındaki kovuklara 3-4 insan girebilirdi. Çok da koyu gölgesi olurdu bu kavakların. Zaman zaman hikaye kitaplarını bu kavakların altında okurdum. Çobanlar bazen sıcakta hayvanlarını bu ağaçların altına getirirdi. Kavaklığın alt tarafında ise kerp-iç hazırlanan yerler vardı.

Akşam yemekleri çok önemli idi. Bütün aile yere konulan geniş sofra etrafında toplanır, dedem önce dua eder ve orta yere gelen koca tas içindeki tarhanaya ya iki kaşık ya da üç kaşık sallayabilirdin. Nüfus kalabalıktı. Anneannem bizlere daha küçük boyalı ve üzerinde çeşitli resimler olan yeni tahta kaşıklar verirdi.

Köy bakkalı Salim Erdoğan amcamdı. Bakkaldan alınacak en güzel şey, iki bisküvi arasına yerleştirilmiş lokum… bayılırdık.

Köydeki evlerin çok geniş bahçeleri olur ve bu bahçede de meyve ağaçları olurdu. Köydeki arkadaşlarımla armut, dut, mevsime göre olan meyveleri gizlice bahçelere girip ağaçlarından yerdik.

Ayçiçekleri güneşte kurutulur ve gündüz başka iş yapan aile akşam yemekten sonra bahçedeki kurumuş ayçiçekleri sopalarla vurarak çekirdeklerini kafalardan ayırırdı.

Bir sopaya 8-10 tane ayçiçeği kafasını ortasından geçirir, ayçiçeği sapından da boyuna göre direksiyon yapardık. İşte sana tortor, köy sokalarında “kim çok toz çıkaracak” yarışmaları yapardık.

Yüzümüz ve üstümüz toz içinde ama mutluyduk, benzer şekilde büyük kara kabaktan da arabalar yapardık.

Bazen gün boyunca KERPİÇler hazırlanırdı. Genellikle ayaklar ile killi toprak ve saman suyla karıştırılırdı, elde edilen yapışkan çamur küreklerle merdivene benzer tahta kalıplara dökülür ve kalıp çıkartılırdı. Islak KERPİÇ bir haftaya yakın orada kalır sonra da öküz arabalarına konularak evlere götürülürdü. İşte KERPİÇler yeni döküldüğünde gece ay ışığında köydeki arkadaşlarımla top oynar gibi yaş KERPİÇlere vurur kalıplanmış olanları dağıtırdık ve zarar verdiğimiz bu olaydan çok zevk alırdık.

Kızılhisar, annemin köyüdür ve iki köy arası 4 km’dir. Zaman zaman patika yollardan Kızılhisar’a giderdim. İki köy arasındaki çukurda Kara Yusuf Amcamın un değirmeni vardı. Yüksekten akan suyun çevirdiği iki silindir taş arasına azar azar akan buğday tanelerinden elde edilen undan kepek ayrılmazdı. Yenişehir’de Bursa yolunda açılan “Ateş Değirmeni” de bu değirmenin sonunu getirdi. Onun unundan yapılan ekmek şehir ekmeği gibiydi.

O yıllarda köylü hasadı tamamlayıp biraz para sahibi olduğunda Yenişehir’de İznik’te 3-4 gün süren panayır yapılırdı.

Anneler feracelik, don entarilik, lastik ayakkabı, şile bezi ve diğer gereksinimlerini genellikle panayırdan alırlardı.

Genç kızlar evlenmeye kadar albeni renkli don enatri giyer, başlarına ise kenarları oayalanmış çember takarlar, kulak arkalarına ise çok güzel kokan fesleğen koyarlardı.

Çocukluğumda radyo köyde bir kahvede birde zengin ailelerde vardı. Hacı Ömerler, Zengin İbram, Kara Yusuf … O yıllarda radyolar büyük, enerji kaynağı bataryalar radyodan büyüktü. Akşamları erkekler köy kahvesinde toplanır “Ajans” dinlerlerdi ve kahvede çıt çıkmazdı.

Genellikle Nurettin ÇAMLIDAĞ, Nurettin DADALOĞLU, Ali Ekber ÇİÇEK, Neriman Altındağ TÜFEKÇİ, Şemsi YASTIMAN, Neşet ERTAŞ, Aşık VEYSEL, Muharrem ERTAŞ, Ahmet Gazi AYHAN, Muzaffer AKGÜN, Nezahat BAYRAM ve ismini hatırlayamadım sanatçıların türkülerinde şenlenirdi ortalık. Uzun havalar çok sevilirdi.

İnanır mısınız sorsanız hatırlamam ama bu sanatçıları tek tek hatırladım şimdi…

Kara Yusuf Amcam ve oğulları Şevki ve Halil Yılmaz’ın demirci dükkanı vardı köyde. Öküz arabalarının tekerlerinin dış halka demirini, teker göbeğini, tarla sürmede kullanılan sabanın demir kısmını demir lamaları körüklü ısıtıcıda kızıl sıcaklığa ulaştırılır ve örs üzerinde çekiçle döverek şekillendirilrerdi. Yaramazlık yaptığımda babam bana körük çekme cezası verirdi. Ama amcamlar bana kıyamaz babam gidince bu cezadan kurtulurdum.

Yaz aylarında yapılan düğünlerde davul zurna ekibi gelirdi. Düğün evinin avlusunda bayanlar halka yapar orta yerde de oynayanlar olurdu. Gençler avlu çevresindeki karanlık bölgelerde ağaç üstünden, samanlık üstünden kızları seyrederdi.

TAYFUN SIRMAN
-Ailenizin lakabı var mıydı?

Aydoğdu köyünün kurucu olan büyük dedemin ailesinin Bulgaristan’ın Razgrat kasabasındaki Gagavalı Kotiler sülalesinden gelmesinde dolayı bugün de aileme KOTİLER denir. Örneğin ; Koti Ahmet gibi.

TAYFUN SIRMAN
-Yenişehir'den ne zaman ayrıldınız bize ayrılmanızı, o günleri bir daha anımsar ve bize anlatır mısınız?

Köyümden altı aylık iken ayrıldım bir daha da sadece yaz aylarında 2-3 ay kalabildim. Köyümü babam sevdirdi, o tanıştırdı akrabalarımla ve köyde kaldığım sürece özgürdüm ve başka bir dünyada yaşar gibiydim. 1976’da babam ölünce isteği doğrultusunda köyün girişindeki mezarlığa gömüldü. Artık babam sağ olmasa da onu ziyarete daha fazla gitmeye başladım. Örneğin bu yaz belki de iki haftada bazen her hafta gidiyorum.
1965’li yıllarda Bilecik-Bursa arasında günde bir burunlu otobüs çalışırdı. Yenişehir’de Adem Ağa, yazıhane sahibiydi. Tahta sandalyeler bulabilirsen oturmaya şanslıydın.

TAYFUN SIRMAN
-Yenişehir'de yaşayan akrabalarınız kimler?

Yenişehir merkezde yaşayan amca çocukları ve aileleri, Büyük Dayımın çocukları ve aileleri gibi ikinci üçüncü dereceden çok yakınlarım o kadar fazla ki… Yenişehir’in Bilecik çıkışına doğru sağ tarafta oturmaktadırlar. Ve bu bölge Aydoğdu mahallesi gibi. Genellikle 1980 sonrası köyden şehre göç hızlanınca ilk hedef Yenişehir olmuştur.

Öğretmen Şerafettin Amcamın Oğlu Nejat AYDOĞDU Bursa Belediye’sinden emekli, eşi Semra AYDOĞDU halen Yenişehir Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifinde Yöneticil,k yapmakta, Kızı Nezahat BERBER (Aydoğdu) Yenişehir Devlet Hastanesinden , eşi Abbas BERBER ise sağlık memurluğundan emeklidir

TAYFUN SIRMAN
-Bu güne kadar nerelerde çalıştınız? Bize mesleğinizle ile ilgili detaylar verir misiniz?

1978 yılında Kimya Mühendisi olunca hemen Osmaneli’ndeki ODÖKSAN Osmaneli Döküm Sanayi Fabrikasında Vardiya Mühendisi olarak işbaşı yaptım. Kendi yöreme yakın bir yerde çalışmanın zorluklarını da yaşadım. Benim orada çalıştığımı öğrenen fabrikaya gelip iş istiyordu. Bir zaman sonrası Odöksan’ın İznik servisi oldu. İznik’e göç eden çevre köylüler Odöksan’da çalışmaya başladı ve oradan da emekli olanlar var. Ama kendi köyümden olmadı.

2001 tarihinde kısa dönem olarak 4 ay askerliğimi Burdur’da yaptım. Askerlik sonrası ODÖKSAN Yönetimi beni tekrar işe aldı , 21 Kasım 1981’de sevgili eşim Selmin Hanım’la evlendim. 27 Aralık 1985 yılında Bozüyük’teki Eczacıbaşı Artema Armatür Fabrikası’na transfer oldum. Önce Pirinç Döküm Atelyesi Şefliği, bir süre sonra Sıcak Dövme Pres Atelyesi de bana bağlandı. 1998’lerde de Üretim Bölümleri İş Mükemmelliği yöneticiliğine getirildim. 2001 krizinde zorunlu emekli oldum. Eskişehir’de 3 yı ISITAŞ Soba San. Kuruluşunda Kalite Direktörü ve Fabrika Müdürlüğü, 2 yıl Pınar Emaye Isı Gereçleri Fabrikasında Fabrika Müdürlüğü yaptım. Temmuz 2006’dan bu yana Eskişehir’deki KOÇSAN POLİSAJ KAPLAMA Fabrikasında Fabrika Müdürlüğü yapmaktayım.

TAYFUN SIRMAN
-Dışarıdan ilçemizi nasıl görüyorsunuz? Neler düşünüyorsunuz? İlçemizden haber alıyor musunuz?

Yenişehir, köylerden göçenlerin oluşturduğu tarım destekli bir şehir, Eskiden DOSAN-TAT konserve fabrikası vardı. Yenişehir’de, tarımın fazla olması sebebiyle küçük sanayide traktör ve zirai aletlere yönelik iş yerleri açıldı geçmişte. Bursa’ya ve İnegöl gibi gelişmiş sabayi şehirlerine yakınlığı nedeniyle Yenişehir, ziraat dışı yatırımlara da açık değildi. Bir zamanlar az da olsa küçük küçük dokuma tezgahları vardı. Onlar da kayboldu. Köyden göçün fazla olduğu devrede de Bursa yolunda, Bilecik yolunda çok sayıda briketçiler vardı. Şimdi yok.

Şişecam bünyesinde bulunan Anadolu Cam Sanayi Yenişehir A.Ş’nin Yenişehir’e yaptığı yatırım göz kamaştırıcı. Yenişehir’li ve köylüler artık sanayi işçiliğinin de ne demek olduğunu öğrenmektedir kanımca. Bu fabrikaların yan sanayiye ve tedarikçilere gereksinimi var. Bunları hisseden koklayan ve fabrikanın hizmetine sunan girişimcilerin geleceği bence çok iyi.

Verilen hizmette kalite hız, zamanında teslim ve fiyat çok önemli. Büyük kuruluşlar kendilerine hizmet veren tedarikçilerinin yanıbaşında olmasını ister, ama kalite, hız ve fiyat yani ana kuruluşun beklentilerini karşılayamazsan da yaşayamazsın ve ana kuruluş da alternatifini bulur. Yenişehirlim dilerim bunun farkındadır.

Çalışanların ise iş koşullarına uyumu önemli. Sonuçta çalışanın Yenişehir’den ve çevresinden olması kuruluş açısından tabi ki önemi var. Ama disiplinli, kuruluşunu seven ve çalışkan personel başka yerlerden de gelebilir. Fabrika kültürüne uyum, çiftçi kökenli için zordur. Çünkü özgürlüğe alışmış zaman kavramının da önemini kavrayamayan birisinin sistematik çalışmaya adaptasyonu, sanayi kültürünü özümsemesi fedakarlık ister. Bence böyle büyük bir kuruluşun bölgemize yatırım yapmasını çok büyük bir şans. Ben bile bacaları gördüğümde heyecanlanıyorum. Dilerim “atık” problemi olmaz. Yenişehirli girişimcilerin ilk işi bu kuruluşun tedarikçiliğine soyunmak. Bu kuruluşun, yarınlarda hemen yanıbaşında yeni tedarikçileri oluşacaktır. İlk yatırım sonrası devam eden yatırımları sürekli olacaktır. Sonuçta, her ay çalışanların alacağı maaşların büyük kısmı Yenişehir’e girmesi bile ekonomik olarak sıcak para girişi artı değerdir.

Fabrikalar ayrıca çevre duyarlılığına parelel olarak yaptığı çevre düzenlemeleri, ağaçlandırma çalışmaları ile bulundukları yerlere değerler getirir. Yerel yönetim, spor kulupleri de bu kuruluştan zaman içinde yararlanacaktır.

TAYFUN SIRMAN
-Bildiğimiz kadarıyla bir de web siteniz var, burada köyünüzün ve ailenizin tanıtımını yapıyorsunuz. Aileniz ve köyünüzle ilgili site yapma fikri kafanızda ilk olarak nasıl ve ne zaman oluştu?

İnternette ne zaman “Aydoğdu” diye arama motorlarından arama yaptırdığımda karşıma Denizli, Tokat gibi illere bağlı köyler çıkmakta ve ilginçtir bunlara ait siteler de var. Bu işin nasıl yapıldığı konusunda da bir fikrim yoktu. Aydoğdulular gününde köy dışında yaşayan gençlerle konuştuğumda köyün tanıtılmasına yönelik bir heyecanı hissettim ve hemen de araştırmaya başladım. Adresim www.aydogdukoy.tr.gg . Sitem şu anda amatörce bunu biliyorum ancak çok yakın zamanda yeni ve com, net uzantılı bir siteyi tasarlatmayı kendime hedef seçtim. Bunun tabiî ki ekonomik bir boyutu da var ama bunu da karşılayacağım.

TAYFUN SIRMAN
-İlçemizden uzakta olmak zor mu? Özlüyor musunuz? Hasretlik çekiyor musunuz? İlçemize hangi sıklıklarla geliyorsunuz? Tekrar Yenişehir'e dönmeyi düşünüyor musunuz?

“İnsanın doğduğu yer değil doyduğu yer” dir derler önemli olan, ama benim doğduğum yer, atamın ve büyüklerimin izlerini taşıyan yer burnumda tütüyor. Her hafta gitsem de yetmiyor. Belki de yaşımın ilerlemiş olması da bunda etken.

TAYFUN SIRMAN
-Biraz da ilçemizden bahsedelim. İlçemizde yaşıyor olsaydınız ilk önce neye el atmak ve değiştirmek isterdiniz?

İlçemizden ne zaman geçsem, her yerde olduğu gibi trafik burada da ön plana çıkmış, ne sürücüler ne de yayalar da duyarlılık var. Caddede arabanla ağır gidiyorsun arabayı göre göre ve gayet ağır ağır karşıdan karşıya geçenler var, seni görüyor ama bilinçli olarak ters tarafa bakıyor.. Şehrin İznik-Bursa-Bilecik-İnegöl kavşağında sanki bazı araçların geçiş üstünlüğü var.. Zaten dar olan yollarda da arabalar gelişigüzel parketmiş.. Yollarımızın kalitesine de bir şeyler söylemeliyim. Hastane önündeki yoldan karşı sokaklara geçişlerde yollar bozulmuş.

İznik yolu boyunca bir sürü çay bahçesi var, çok güzel ama o kısacık yolda giden ve dönen tekrar gidip dönen gençlerin kullandığı araçlar.. Rahahatsız edici bir ortam…
Çevre yollarınız da bozuk. Özellikle Bilecik tarafından gelirken şehre girişteki İnegöl yazan yol.

TAYFUN SIRMAN
-Peki ilçemizin en önemli sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Yenişehir’i Yenişehirliler dışında bilen yok.
Her yerde olduğu gibi belirli saatlerde trafik ve trafik kurallarına uymayan sürücü ve yayalar. Ne zaman geçsem Kahvelerde insan. Doğal gaz dağıtımı sonrası yolların durumu. İsmi Yenişehir ama şehre Bilecik tarafından, İnegöl tarafından girişte çok eski ve bakımsız evler var.

TAYFUN SIRMAN
-Yerel yönetimi takip edebiliyor musunuz? Ediyorsanız nasıl buluyorsun?

Genellikle yaşamım boyunca siyasetten uzak kaldım. Ancak takip etmiyorum anlamına gelmemeli. Türkiye’de siyaset ve siyasetçilik zor ama vatandaş için de haber kaynağı son derecede fazla. Ne eleştirmeyi biliyoruz ne de eleştiriyi hazmetmeyi, sen-ben çekişmesine dönüyor. Çabuk inanıyoruz. Çabuk suçluyoruz. Sabırsız bir milletiz. Gönül verdiğimize de toz kondurmuyoruz. Biraz körü körüne inanma da var, Türk halkı sebatkar olduğu için yandaşını sabırla destekler, küstümü de tam küser.

Pozitif düşünmüyoruz. Ne hizmet verildiğinden daha çok ne hizmet verilemediğine bakıyoruz. Yani “Yarısı boş, yarısı dolu bardak örneği gibi..” Yerel yönetimlerin çalışabilmesi için de biraz gelire gereksinimi vardır. Yenişehir Belediye’sinin geliri doğrultusunda çalıştığına inanıyorum. Ama öncelikleri belirlemedeki kriterleri bilemem.

Özellikle ilgili şehirde kalan kişiler, gelişmeleri safha safha gördüğü için kabulleniyor ve sanki hiçbir şey yapılmamış olarak algılıyor. Ama dışarıdan ara sıra geçenler değişikliği hemen fark ediyor. Yenişehir yerleşim olarak İznik yönünde oldukça gelişti. Şehir içinde değişiklik yok. Tabiî ki Üniversitenin yüksek okulları da şehri kendiliğinden değiştiriyor. Kafeler, büfeler, lokantalar, parklar, yeni binalar ve yeni açılan yollar, temizlik, yeni dolmuşlar ve yeni hatlar bunları görmemek mümkün değil.

Yenişehir Belediyesi ile ilgili forumunuzdaki yazıları da takip ediyorum.

TAYFUN SIRMAN
-İlçemiz tanıtımını yeteri kadar yapabiliyor mu? Yada neler yapabilir bu konuda?

İlçemizin tanıtımının yeterliliği tartışılır. Bir yerin tanınması için diğer yerlerden bir farkı olmalı ki ön plana çıksın, duyulsun. Tarih dersen, yetersiz; turist nereye gelecek ne için gelecek… Sanayi dersen yeni açılan Anadolu Cam Sanayi Yenişehir A.Ş’nin Yenişehir için bir fırsat olduğunu biliyorum.

Kendisine has bir yemeği yok, kabullenilmiş bir türküsü, halk oyunu yok, Türkiye’ye iz bırakan yetiştirdiği ünlü birisi yok yada ben bilmiyorum, ünlü bir siyasetçi, yani Yenişehir ile özdeşleşmiş bir ürün, bir kişi, bir sosyal faaliyet, bir hammadde, bir Üniversite, Turistik yer, bir baraj, büyük bir sanayisi yok. Örneğin Söğüt, mermer ve kil-kaolin deposu, Bilecik Şeh Edabali, Bozüyük Eczacıbaşı Vitra-Artema, Toprak Kağıt, Seramik, Demirdöküm , İnegöl-Mobilya, Köfte gibi…

Ama, Havalanı var; Bu alandan yararlananların Yenişehir’e ne girdisi var veya havaalanı nasıl Yenişehir’i ön plana çıkarır…

TAYFUN SIRMAN
-Peki, Yenisehir.com ile ne zaman tanıştınız? Nasıl buluyorsunuz? yenisehir com hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

www.yenisehir.com u yukarda bahsettiğim köyümün gençleriyle görüşünce araştırmaya başladığımda ulaştım. Ve hemen de üye oldum. Başlangıçta Şehir Dışındaki Yenişehirliler bölümünde yazdım. Zamanla Siteyi incelediğimde alt tarafta yer alan “Gitmek istediğiniz yer” seçeneğinden Aydoğdu’yu buldum ve kimsenin de giriş yapmadığını gördüm. Ve ilk girişi de ben yaptım. Şunun farkındayım, sitenizi kullananlar bu bölümü göremiyor. Ben bile birkaç kez nereden giriyordum bulamadım. Belki de site tasarımında daha basit ulaşılabilecek “KÖYLERİMİZ” Başlıklı bir yer yapabiliriz.

Siteye ilgi giderek fazlalaşıyor, ancak dikkat ettim ki yüksek öğrenim gören, internete erişim olanağı yüksek ve bilinçli kişiler yazıyor. Bazen ikili yazışmalara da dönüyor her sitenin kaderinde olduğu gibi. 1500’ü aşkın üyeniz ve 700 den fazla konu, Yenisehir.com için başarıdır. Bu sayılar hızla da artacaktır düşüncesindeyim.

TAYFUN SIRMAN
-Sayın Aydoğdu son olarak neler söylemek istersiniz?

1960’lı yıllarda Türkiye’de bir Almanya sevdası oluşu, vatandaşlarımız Almanya’yı kalkındırdı. Ve takip eden yıllarda Belçika, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerine gitti. Hatta Avusturalya’da bile azımsanamayacak Türkler var.

İlk gidenler eğitim seviyeleri düşük direk ağır ve tekdüze işlerde çalışırdı, Yıllar geçtikçe Üniversite mezunu gençlerimiz de dünyanın çeşitli ülkelerine gitti ve kendi işlerini kurdular veya ünlü kuruluşta çalıştılar. Bu gün dünyaca ünlü kalp doktorları, mühendisleri, işletmecileri, CEO’lar, Dünya Bankası’nda çalışan sorumlular, Nasa’da çalışan bilim adamları bu ülke kaynaklı. Dün başkasının emrinde ağır işlerde çalışan Türkler, bu gün söz sahibi yerlerde bunun da nedeni eğitim ve girişimcilik ruhu, yaratıcılık.

Yenişehir batıda olmasına rağmen, batıdaki diğer şehirlerin fırsatlarını yakalayamamış, belki de Bursa’nın yakın olmasının gölgesinde kalmış. Ana karayolu üzerinde olmayışı da bir şansızlık ama kaliteli eğitimli sayısı arttıkça, Yenişehir’in de çehresinin değişeceğine inanıyorum.

Ayrıca atamın köyü Aydoğdulular’a saygı ve sevgilerimi sunarım.

Bana de bu fırsatı verdiğiniz için Yenisehir.com ekibine teşekkür ederim.
Saygılarımla.

 
 
 
Yorumlar (5)
Ad: zülküf Soyad:aydoğdu Şehir: yenişehir BURSA nurettin abi geçmişini hatırlayıp içinden gelerek anlattığın için ağzına sağlık allah sana ağız tadı versin teşekkürlerAYDOĞDU ailesi adına
2008-08-02    yorum
Ad: İsmail Soyad: YILMAZ Şehir: İZMİT Sevgili amcam nurettin Aydoğdu. Gerçekten kaleme alınacak en güzel kelimeleri, olayları, enstantaneleri yansıtmışsınız röportajınızda. SEvgi ve Saygılarımla.. İsmail yılmaz son of Şevki YILMAZ
2008-07-31    yorum
Ad: NEJAT Soyad: AYDOĞDU Şehir: Yenişehir/BURSA Öncelikle söylemeliyim ki , çok başarılı bir röportaj olmuş. Anlattığın yerleri o kadarsamimi paylaşmışsın ki insanın gözünde canlanıyor ve eski günlere götürüyor.o küçüklük heyacanını hissettiriyor insana.yenişehir konusunda yapmış olduğunuz tespitlar ilçemiz yaşayanlarının ortak duygularının dile getirilmesi.Bu rörortaj ayrıca bize yenişehirin sorunlarına dışarıdan bakan bir bakış açısına ihtiyacı olduğunu göstermesi açısından çok önemli.Umarım bu söyleşideki fikir ve öngörüleriniz bu yazıyla kısıtlı kalmaz. Saygılarımla , Başarılar.
2008-07-26   
Ad: selmin Soyad:aydoğdu Şehir: eskişehir çok güzel bir sıte eşımde çok guzel köyünü anlatmış zaten oyorelerın aşığı koye gıdelım deyınce çok mutlu olan bir kişiliğe sahıp sıte olarak gazete olarak çok guzel eşımın bu gazeteye yenışehıre ve koyune ve ocevreye faydalı olacagına ınanıyorum bu roportajların devamını hem eşımden hemde gazeteyı cıkaran kışılerden beklıyoruz bır roportaj yaptık bıttı olmasını ıstemeyız saygılarımla başarılar
2008-07-25    yorum
Ad: MÜGE SELNUR Soyad:AYDOĞDU Şehir: ESKİŞEHİR İlköncelikle Babam'ın köyünü ve memleketini böyle güzel hatıralarla anlatarak "benim ilk kez duyduğum anılarıda kapsadığınıda farkettim )" sitenize renk katmasından dolayı çok gururluyum. Babam'ın köyüne giderken 53 yaşından çıkıp sanki 10 yaşındaki çocuk gibi sevinerek gitmesi bizleride çok mutlu ediyor.Bazen de şaşırtıyor... Belki biz köy yaşantısını yaşamadığımızdan olsa gerek yaşımız gereği sıkılabiliyoruz.Ama elbetteki babamızın bunu anlamasını bekleyemeyiz.Çünkü biliyorum ki ben de babamın yaşına geldiğimde çocukluğumu geçirdiğim veyahutta hatıralarımın olduğu yerleri görmeyi çok isteyeceğim. Ama ne olursa olsun;babamızın köyüne gittiğimiz de,babamızın geçmişinin orda olduğunu,göremediğimiz dedemizin orda yaşadığını bilmek bile bizi hem hüzünlendiriyor hem de büyük bir güven duygusu veriyor. Sonuç olarak BABAM'A duyarlılığından ve sitenizde böyle anlamlı bölümlere de yer verdiği için teşekkür ederim.SAYGILARIMLA
2008-07-24    yorum





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
simple html
Rent DVD Movie
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlük ile izlenebilir.